Giriş
Merhaba dünya bugün sizlere ekonomi yazılarımın ilk başlığı olan iktisattan bahsedeceğim.
Nedir bu herkesin dilinde dolanan iktisat girelim bakalım.
Kıtlık, Bir şeyin mevcut miktarının arzulanan miktarı karşılamakta yetersiz kaldığı durumdur. Yani bir an için kendi hayatımızı elde ettiklerimiz ve elde edemediğimiz şeyler açısından düşündüğümüzde hepimizin hayatında sahip olmayı arzuladığımız fakat sahip olamadığımız bir şey vardır. Eğer bu konuda benimle aynı fikirde değilseniz yani hayatta arzulayıp da ulaşamadığınız bir şey yok ise “Tebrikler!!” siz mutasavvıflarda ve sofilerde yerleşmiş “bir lokma bir hırka” felsefesini iyi benimsemiş, hırslardan arınmış ve fiziki ihtiyaçlarını giderip maneviyata yönelmeyi hedeflemişsiniz. Ya da ikinci seçenek olarak parayı saymak yerine tartarak harcayabilecek durumdasınız ki ikinci seçenekten birisi olup bu bloğu okuma ihtimaliniz birinci seçeneğe göre daha düşüktür. Her ne ise burada anlatmak istediğim insanoğlu aslında yaşam standartlarını her zaman zorlama ihtiyacı içerisindedir. Diğer bir değişle hepimizin sonsuz istekleri ve ihtiyaçları var. Ancak bu ihtiyaçların sadece bir kısmını karşılayabiliyor, diğer kısmını ise ertelemek zorunda kalıyoruz. İşte bu noktada iktisat devreye giriyor. İnsanoğlunun bu tutumu iktisat biliminin temelini oluşturuyor. Hepimiz kıtlık sorunu ile karşı karşıyayız. İlk bakışta ihtiyaçlarımızın tamamını gideremediğimize göre bu kıtlık sorununun çok sayıda ve türde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kıtlık sorunları daha büyük bir evde yaşama isteği, daha iyi bir araba alma isteği, tatile çıkma isteği, kitap okuma isteği olabilir. –Evet, yanlış okumadınız kitap okuma isteği de bu listeye dahil edilebilir. “Ama ya Ömerciim kitabın kaçı kaç para ki yaa” dediğinizi duyar gibiyim ve diyebilirim ki evet bunu ben de biliyorum. Fakat kıtlık illa ki parayla ilgili olmak zorunda değildir. Zamanın yetersizliği de kıtlık problemi olarak değerlendirilebilir.- Gördüğünüz gibi bu listeyi istediğimiz kadar uzatabiliriz. Ancak bu listeyi –eğer böyle bir liste yaptıysanız tabi // yapılacaklar listesine kıtlık listesini ekle…- incelediğinizde yapmak istediğimiz şeyleri engelleyen yani kıtlığa yol açan iki faktörden söz edebiliriz. Bu faktörler Para –Money Talks Abi- ve Zaman’dır –E bu da parayla alamayacağınız için yani-
Harcama gücümüzün sınırlı olması hepimizin yakından bildiği bir kıtlıktır diyebiliriz. Hepimiz istediğimiz şeyleri satın almaya olanak sağlayacak ölçüde yüksek bir gelire sahip olmayı dileriz. Hatta bazen bu alanda hayaller kurarız kendimizi büyük iş adamlarının ya da ikonların yerine koyarak o kadar harcama gücümüz olsaydı paramızı nereye harcayacağımız hayallerine kapılırız. –değil mi? Sadece ben değilimdir umarım - İsteklerimizin büyükçe bir kısmını karşılayamamamızın nedeni yeterli gelir düzeyine sahip olamayışımızdır. Ancak, zamanın sınırlı olması da aynı ölçüde önemli bir kıtlık kaynağıdır. Yapmayı istediğiniz birçok şey (uzun bir tatile çıkmak, film izlemeye daha fazla vakit ayırmak, arkadaşlarınızla daha sık ve uzun süreli konuşmak gibi) paranın yanında zaman da gerektirir. Harcama yapma gücünüzün sınırlı olması gibi, isteklerimizi karşılayabilmek için bir gün içinde sahip olduğumuz zaman da sınırlıdır. Sosyal medya aleminde gezen bir Zaman Banka benzetmesi vardı.
Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var: harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 TL bulacaksınız.
Nasıl keyifli değil mi ?…
Farkında olsanız da olmasanız da aslında hepimizin böyle bir bankası var…
Adı ”ZAMAN”
Her sabah 86.400 SANIYE hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor, hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor, her akşam günün bakiyesi siliniyor…
Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye dönüş yok, yarından avans çekmek yok…
Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız…
ZAMAN hiç kimseyi beklemez…
Acıklı, değil mi ? Maalesef öyle. İşte burada da TERCİH imdadımıza yetişiyor. Harcama gücümüzün ve zamanın sınırlı olması nedeniyle isteklerimizi bir sıraya sokmak, bazılarını ertelemek zorunda kalmamız, daha iktisadi bir ifadeyle, karşı karşıya olduğumuz kıtlık sorunu bizi tercih yapmaya zorluyor. Böylece sınırlı zamanımızı çalışma, eğitim, uyku, sosyalleşme gibi çeşitli faaliyetler arasında tahsis etmemiz* gerekiyor. Benzer şekilde, sınırlı harcama olanaklarımızı da kira, beslenme, seyahat gibi mal ve hizmetler arasında dağıtmak zorunda kalırız. Dolayısıyla, bir şeyi satın almayı ve yapmayı tercih ettiğimizde, aynı zamanda bir şeyleri almamayı ve yapmamayı da tercih ediyoruz demektir
İşte iktisat, bireyler olarak yaptığımız tercihleri ve bu tercihlerin ekonomi üzerindeki etkilerini inceler. Dolayısıyla, bireylerin kıtlık koşulları altında tercihlerini nasıl yaptıklarını incelemek iktisadın başlangıç noktasını oluşturur.
Böylece uçağımızdan atlayıp iktisada hafif bir iniş yapmış ve temel kavramlarını lootlamış oluyoruz. Bu yazımıza burada nokta koyuyor sağlıklı günler diliyorum efenim.
Saygılarımla
Ömer Kaan Coşkun
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.